Topraksız Tarımda Ultrasonik Sisleme Nasıl Yapılır?

0
3622

Gönümüzde tarım alanlarında görülen azalışın aksine nüfus oranında artış meydana gelmektedir. Dünya’da ve ülkemizde bu durum ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak ise alternatif yöntemler aranmaktadır. Bu yöntemlerden en önemlisi de topraksız tarım tekniğidir. Ayrıca bu teknik son yıllarda örtüaltı yapılarında da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Örtüaltında, özellikle de seralarda toprağın yoğun kullanımına ilişkin olarak toprağın yapısı bozulmakta ve toprağın değiştirilmesi ise oldukça maliyetli olmaktadır. Buna karşılık topraksız tarım tekniğinin kullanımı ile bu sorun ortadan kalkmaktadır. Topraksız tarım üretim alanlarında karşılaşılan birçok soruna çare olarak yıllar geçtikçe önemini daha da artıracak ve uygulanması kaçınılmaz olacaktır.

Ülkemizde 2013 yılı Bakanlık verilerine göre 377 adet örtüaltı sera ünitesinde toplam 8077 da alanda topraksız tarım yöntemi ile bitkisel üretim yapılmaktadır. Bu alanın 7.951 da’ında katı ortam kültürü, 126 da”ında ise su kültü-rü uygulanmaktadır. Ayrıca bu alan toplam örtüaltı varlığımızın %1.3’üne karşılık gelmektedir (Anonim 2014).

Topraksız tarım genel bir tanımlama ile kültür bitkilerinin topraksız ortamlarda yetiştirme tekniğine verilen isimdir. Bitkiler su ve içeriğinde çözünmüş olarak bulunan besin maddelerini içeren çözelti ile adeta serum ile besler gibi beslenebilmektedir. Topraksız tarım tekniğinde üretimde toprak kullanılmaması nedeni ile toprakta uygulanan ve masraf gerektiren kültürel uygulamalara gerek kalmamaktadır. Ayrıca bu teknik ile verimsiz alanlarda bile tarım yapılabilmektedir.

Topraksız tarım tekniği: katı ortam kültürü, su kültürü, aeroponik kültür ve akuaponik kültür olmak üzere dörde ayrılmaktadır.

Aeroponik Kültür

Aeroponik kültür uygulaması karmaşık olmamasına rağmen topraksız tarım teknikleri içerisinde dikkat gerektiren bir uygulamadır. Bu teknikte katı ortam kullanılmaması en büyük avantajdır. Önemli olan bitkinin kök sisteminde oksijen, su ve besin maddesini yeterli düzeyde bulundurmaktır. Bu teknikte istekleri optimum düzeyde sağlanabilen bitkiler hızlı bir şekilde büyüyebilmektedir. Ayrıca bu teknikte topraksız tarımın diğer yöntemlerine göre daha az su kullanılmaktadır. Kökten tüketilen kök bitkilerinde de hasat daha kolay yapılabilmektedir. Aeroponik sistemde daha çok marul, çilek, domates, biber, hıyar ve patlıcan gibi bitkiler yetiştirilebilmektedir. Ayrıca ıspanak, pancar, sakız kabağı, kamabahar ve lahana gibi bitkilerden de iyi sonuçlar alındığı bilinmektedir. Aeropnik sistemler ile ilgili ilk çalışmalar 1960’lı yıllarda İtalya’da başlamış ve ilk ticari amaçlı aeroponik sistem 1968 yılında Napoli’de kurulmuştur. Massantini’nin geliştirdiği ve ‘Colonna di Coltura” adıyla 1974 yılında patenti alınan aeroponik sistem, eğik ve dik kültivasyon yüzeyleri sayesinde topraksız tarım tekniklerine yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. 1970’li yıllarda ise İsrail’de aeroponik sistemler üzerine çalışmalar başlamış ve 1980’li yıllarda ticari işletmelerde bu sistem kullanılmaya başlamıştır. NASA 1997 yılında MIR uzay istasyonundaki astronotların gıda ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla aeroponik sistemi kullanarak bitkisel üretim denemeleri gerçekleştirmiştir. Araştırma sonuçlarına göre de bu sistem su kullanımında %80, gübre kullanımında %60’lara varan oranda tasarruf sağlayabilmektedir. Birçok avantajının yanı sıra bu tekniğin bazı dezavantajları da bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi kurulum maliyetinin diğer yöntemlere göre daha yüksek olmasıdır. Ayrıca sisleme başlıkları besin solüsyonu içerisinde çözünmüş besin elementleri tarafından tıkanabilmektedir. Bu teknikte bitki kökleri boşlukta asılı kaldığı için sistemde meydana gelebilecek kesintide kökler kuruma açısından daha savunmasızdır. Ayrıca aeroponik sistemde özellikle basınç sistemlerinde ve besin solüsyonu seviyelerinde meydana gelebilecek hatalara yönelik risk faktörü minimize edilmelidir.

Aeroponik sistemde bitkiler kök boğazı kısmını tutan küçük saksıcıklar ya da strafor köpük hücreli yastıklarda asılı kalmaktadır. Kökler bu düzenekte sisleme başlıklarından besin solüsyonunun verildiği yetiştirme yerlerinde aşağıya doğru büyüme göstermektedir. Köklerin bulunduğu yetiştirme yerleri ışık geçirmez ve neredeyse hava geçirmez olmalıdır. Bu sistem ihtiyaç duyulan havayı ve besin solüsyonunun köklere ulaşmasını sağlamalıdır. Bu yöntemde en önemli konulardan birisi de suyun damlacık boyutudur. Solüsyonun ince sis tabakası şeklinde verilmesi ile kökler daha hızlı büyümektedir. Ayrıca besin elementleri ve oksijen daha fazla yüzey alanı ile absorbe edilebilmektedir. Üç farklı aeroponik sistem bulunmaktadır.

Düşük Basınçlı Aeroponik Sistemler

Soakaponicks olarak tanımlanmaktadır. Ev koşullarında kullanılan ve ticari satışı gerçekleştirilen sistemlerin çoğu bu şekildedir. Yüksek basınç sistemlerinden farklı olarak büyük damlacık boyutuna sahiptir. Diğer aeroponik sistemlere göre çok fazla masraf ve özel ekipman gerektirmemektedir. Basit bir teknik olması ve düşük masrafından dolayı çoğu hobi yetiştiricisi için bu sistem tercih edilmektedir. Bu sistemin uygulanmasında standart bir pompa yeterli olmaktadır. Ancak diğer yöntemlere göre basıncın az olması nedeni ile solüsyonun kök kütlesine nüfus etmesi daha zordur. Bu nedenle kök kütlesinin üzerinden ya da yakınından püsküren sistemler kurulursa besin solüsyonu daha iyi nüfus edebilmektedir.

Yüksek Basınçlı Aeroponik Sistemler (Gerçek Aeroponik Sistem)

Bu sistemler gerçek aeroponik sistemler olarak da tanımlanmaktadır Bu yöntemde yüksek basınç (60-90 psi) oldukça küçük damlacık boyutunda, ince bir sis şeklinde solüsyonu atomize etmektedir ve bu sayede kökler için daha fazla oksijen sağlanmaktadır. Ancak bu sistemlerin kurulumu biraz daha karmaşık ve maliyeti yüksektir. Ultrasonik Sisleyicili Aeroponik Sistemler Ultrasonik ses dalgalarını kullanarak suyun sıvı halden buhar hale geçmesini sağlayan nemlendirme sistemidir. Bu sistemde sis halinde nem elde edilmekte ve bir fan vasıtasıyla oluşan soğuk buhar istenilen bölgeye dağıtılmaktadır. Bazı yetiştiriciler bu yöntemi düşük basınç aeroponik sistemler ile birlikte kombine ederek de kullanmaktadır.

Ultrasonik Nemlendirici, ultrasonik yüksek frekanslı osilatörünü, suyu 1-10um çapında su parçaçıklarına bölmek için kullanır. Ventilasyon sistemi bu su parçacıklarını kuru havayı gerekli nem seviyesine ulaştırmak için yayar. Bu pürüzsüz hava kütlesi üniteden çıkarken net bir şekilde görülebilmektedir. Ultrasonik sisleyiciler aynı zamanda aeroponik sistemde sis yaratmak için de kullanılır. Çok küçük damlacık boyutunda sis oluşturdukları için, sis içerisindeki gerçek nem oranı çok azdır ve oluşan sisin havuzun dibine düşme eğilimi vardır. Bu nedenle bu yöntemde tüm süre boyunca köklerin tamamen sis ile kaplandığından emin olmak zordur Ayrıca bu yöntemde plakalarda mineral birikmesinden kaynaklı sorunlar da olabilmektedir. Ancak pahalı olan teflon başlıklar mineral birikmesine karşı daha dayanıklıdır. Mineral birikmesine karşı beyaz sirke veya su ya da düşük pH ile önlem alınabilmektedir. Ultrasonik sisleyicilerin kullanılmasında solüsyonu çok küçük partiküllere (1-10 p) parçalayarak havada asılı kalma süresi uzatılabilmekte ve kök bölgesini daha etkin bir şekilde sarması sağlanabilmektedir.

Daha çok sağlık alanında ortamı nemlendirme amaçlı kullanılan bir sistem olup topraksız tarım tekniğinde aeroponik kültür şeklinde uygulanabilirliği bulunmaktadır. Su ve besin maddesinden yüksek oranda tasarruf sağlayan bu yöntemin geliştirilmeye ihtiyacı vardır. Ayrıca partikül iriliğinin ayarlanması ile daha etkin bir kullanım alanı bulabilecektir. Bu konuda fazlaca yapılacak bilimsel çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Ultrasonik buhar yönteminde özellikle partikül büyüklüğü ve bitki tarafından alımı konusunda detaylı çalışmalara ihtiyaç vardır. Sistem su ve besin maddesinden azami ölçüde tasarruf sağlayabilecek ve zor koşularda bitkisel üretime olanak verebilecek bir yapıya sahiptir.

CEVAP VER