Patates Hastalıkları ve Mücadele Yöntemleri

0
3282
PATATES FUNGAL HASTALIKLARI

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz içinde önemli bir endüstri bitkisi olan patatesın biotik (canlı) ve abiotik (cansız) kökenli pek çok hastalığı vardır. Biotik kaynaklı hastalıklar içerisinde patateste en çok görülen hastalıklar fungal kaynaklı olup, bunların da hemen hemen tamamı yumru ile de taşınabilmektedirler. Her ne kadar hemen hemen hepsi yumru ile taşınmasına rağmen bunların patates bitkisinde etkili olduğu dönemleri dikkate aldığımızda; tarla evresinde ve depolama evresinde etkili olanlar diye iki grup altında toplamamız mümkündür.

Tarla Evresinde Patateste Etkili Olan Fungal Hastalıklar

Tarla evresınde görülen pekçok fungal hastalık olmasına rağmen burada daha çok ülkemiz patates yetiştiriciliği açısından sorun oluşturan geç yanıklık (Mildyö), erken yanıklık (Altemana yaprak lekesı). siyah siğil (Rhızcctonya) tozlu uyuz ve patates sığıl (Kanser) hastalıktan üzerinde durulacaktır.

Patates Geç Yanıklık = Mildiyö Hastalığı

Phytophthora infestans ısımlı fungusun neden olduğu Patates Mildiyösü hastalığı dünyanın bazı bölgeleri için en önemli hastalıktır. Bol yağış alan bölgelerde etmenin her zaman epidemi yapma şansına sahip olması hastalığın öneminin devam etmesini sağlar. Epidemi yapan yıllarda %70’e varan ürün kaybına neden olur. Hastalık Avrupa da 1840’lı yıllarından beri bilinir. Ülkemizde hastalık daha çok Karadeniz bölgesinde yaygındır. Bolu, Ordu, Trabzon, Gümüşhane, Rize ve Artvin İllennde hastalık her yıl görülebilir. Patates tarımının yapıldığı Doğu ve İç Anadolu bölgesindeki illerin bahar ve yaz aylarında yağış alan kesimlerinde hastalığının görülme ihtimali yüksektir.

Koşulların uygun olduğu durumlarda çok hızlı gelişerek bitkinin tüm toprak üstü aksamını tahrip eden bir hastalıktır. Bu tahribatın zamanına ve şiddetine bağlı olanrakta ciddi oranda patates veriminde ve kalitesinde azalmalara neden olur. Etmenin hastalığı yayan sporları bitknin üst organlarından yıkanarak toprağa oradan da toprak altındaki yumruya ulaşarak onları enfekte eder. Haliyle bu tıp yumrular hastalığın yıldan yıla geçişinde ve ertesi yılın birincil bulaşma kaynakları olarak önemli rol oynarlar. Hastalık tarlanın her tarafında aynı ayda görülmez. İlk önce tarlanın değişik yerlerinde küçük küçük enfeksiyon merkezleri şeklinde ortaya çıkar ve daha sonra buradan hastalık rüzgar ve yağmur suları ile tarlanın her tarafına yayılır. İlk enfeksiyon merkezleri genelde hastalıkla bulaşık yumrunun dikildiği alanlarda ortaya çıkar. Patatesin aşrıda domates ve Solanaceae familyasına ait diğer yabani ve kültür bitkilerini de hastalandırır. Hastalığın salgın yapması için 20 °C civarında sıcaklık ve %80’nin üstündeki orantılı neme gereksinim duyulur. Optimum iklim koşullarında yapraklar üzerinde küçük, soluk yeşil veya sarımsı lekeler halinde başlayan hastalık kısa süre içerisinde gelişerek bitkiyi tamamen çürütebilir ve etrafa kendine has kötü bir koku yayar. Etmenle bulaşık yumrular da koşullar uygun olduğunda hastalık gelişir ve yumruda 3-6 mm çapında, hafif çökük ve kabuk altında 6-11 mm derinliğe kadar ilerleyen esmer bazen mor ile siyah arasında renklenme gösteren kuru lekeler şeklinde belirtiler gözlenir. Yumrudaki etmen 4 °C nin altında gelişemez.

Mücadelesi

  • Hastalıktan arı (temiz) yumru kullanılmalıdır.
  • Hastalığın görüldüğü tarlalarda fungusun (mantar) yumruya bulaşmasını azaltmak için dip doldurrnası iyi yapılmalı ve hasat geciktirilmemelidir.
  • Hastalıklı yumru ve bitki artıkları ortamdan uzaklaştırılmalıdır.

Yukarıda belirtilen kültürel önlemlerle beraber hastalığın görüldüğü yıllarda hastalıkla etkili mücadele yapabilmek için mutlaka ilaçlı mücadeleye yer verilmelidir. Bunun için de mildiyönün her yıl görüldüğü üretim alanlarında, hastalık belirtileri görülmeden, günlük ortalama sıcaklığın 16 °C veya en düşük sıcaklığın 10 °C’yi bulması ile ilaçlamaya başlanmalıdır.

Hastalığın her yıl görülmediği alanlarda ise ilaçlamaya başlamak için çevrede yada tarlada ilk hastalık belirtilerinin görülmesi beklenmelidir.

Ülkemizde Ödemiş ovasında da uygulanan Winstel A,B isimli önceden tahmin ve uyarı modelinden dünyada ki başka ülkelerde yararlanarak buna göre ilaçlamalar yapılmaktadır. Ülkemizde patates mildiyösü hastalığına karşı ruhsatlı pek çok ilaç bulunmaktadır. Konu uzmanı görüşü alınarak doğru ilaç seçimi yapılmalıdır.

Hastalığa karşı kimyasal mücadelede bitkinin çiçekleme zamanına kadar 10’ar gün ara ile koruyucu fungusitlere yer verilmelidir. 2 evrede max. gelişme süresince 14 gün aralıklar ile 2-3 uygulama ile sistemik fungusitlere yer verilmelidir. Çiçeklenmeden sonra eğer fungus için hava şartları uygun ise koruyucu ve yarı sistemik etkiye sahip ilaçların karışımı ile her 10 gün de bir ilaçlama yapılmalıdır. Eğer çiçeklenmeden sonra hava şartları fungus gelişimi için uygun değilse 10 günde bir kontak etkili fungusitlere yer verilmelidir.

Patates Erken Yaprak Yanıklığı Hastalığı

Alternaria solani isimli fungusun neden olduğu erken yaprak yanıklığı hastalığı dünyanın her tarafına yayılmıştır. Bazı yörelerde patates bitkisinin en önemli hastalığıdır. Belirtileri; kahverengi köşeli nekrotik lekeler ya da konsantrik halkalar şeklinde içiçe geçmiş biçimde görülürler. Lekelerin yaprak sapında ve gövde de gelişmesi daha nadirdir. Büyük yaprak damarları tarafından lekelerin gelişimi sınırlandırıldığı için yaprak lekeleri bazen dairesel olarak gelişir. Bu lekeler genellikle çiçeklenme döneminde ortaya çıkar. Bitkiler olgunlaşırken lekeler artarak çoğalırlar ve tüm yaprağı kaplayacak şekilce gelişirler. İlk lekeler en alt yapraklarda oluşur. Nemli havada yaprak üzenndeki lekelerde koyu füme veya koyu yeşil renkli kadifemsi görünüşte olan miselleri oluşur. Genellikle bitkilerde sararma, yapraklarda dökülme veya erken ölüm şeklindeki belirtilere sıkça rastlanır.

Yumrularda da hastalık oluşabilir. Yumru üzerinde siyah, çökük, kuru bir leke oluşur. Hassah çeşitler özellikle erken olgunlaşanlar şiddetli şekilde bozulma gösterirler. Geç olgunlaşan çeşitler daha dayanıklı görünebilirler. Olgunlaşmayı hızlandıran stres koşulları altındaki bitkiler normalden daha hassas olur ve erken ölürler. Fungus hayatını topraktaki bitki artıkları ve bulaşık yumrular üzerinde devam ettirir. Primer (biricil) enfeksiyonlar hastalıklı bitki artıklarından başlar.

Mücadelesi

Tüm yetiştirme sezonu boyunca bitkilerin sağlıklı, kuvvetli gelişimini sağlayacak işlemerin yerine getirilmesi sağlanmalıdır. Özellikle sulama ve gübreleme bilinçli bir şekilde yapılmalıdır. Hastalığı teşvik eden aşırı azotlu gübreleme ve yağmurlama sulamadan kaçınmak gerekir. Hastalığa dayanıklı çeşit kullanılmalıdır. Eğer ilaçlı mücadele gerektirecek kadar hastalık şiddetlenip yaygınlaşırsa uygun fungusitlerle ilaçlamalar yapılmalıdır. İlaçlamalarda ilk ilaçlamaya başlama zamanı çok önemlidir. İlaçlamalara bitkilerde ilk lekeler görülür görülmez başlanmalıdır. Bu hastalığa karşi kullanılabilecek ve ülkemizde ruhsat almış olab pek çok fungisit vardır. Konu uzmanı görüşü alınarak doğru ilaç seçimi yapılmalıdır.

Rhizoctonia Siyah Kabuk (Siyah Siğil) Hastalığı

Rhizoctonia solani; pek çok toprakta yaygın olarak bulunur ve pek çok bitkide hastalık yapar. Patataes bitkisinde değişik belirtilere neden olur. Tohumluk patates yetiştiriciliğinde en fazla zararı, yumrular üzerinde sklerotlar (siyah renkli mantar hif yumakları) görüldüğünde ortaya çıkar. Bu sklerotlardan dolayı hastalık siyah kabuk olarak ta bilinir. Sklerotlarla bulaşık tohumluluk yumrularda çıkış problemleriyle karşilaşılmaktadır.

Siyah kabuk, hastalığın en iyi bilinen belirtisidir. Bu belirti yumrular üzerinde siyah kabuk benzeri yapılarla karakterize edilir ki bunlar genellikle yumrular yıkandıktan sonra daha da belirgin bir şekilde göze çarparlar ve yıkanma ile yumru üzerinden uzaklaştırılamamalarına rağmen parmak tırnağı ile yumru üzerinden kolaylıkla koparılabilirler.

Genç sürgünlerin toprak altındaki kısımlarından etmen enfeksiyon yapar. Bu kısımlar kırmızımsı kahverengi-gri lekeler oluşur ve lekeler belirgin bir şekilde çökük olarak görülürler. Lekeler üzerine bir büyüteç ile bakıldığında koyu kahverengi hifler görülür. Bitkinin toprak altı kısımlarında enfekte olmuş alanlar arasında kahverengi bir hat (çizgi) olarak etmenin hifleri göze çarpar. Lekeler sürgünlerin tüm çevresini çepeçevre kuşatır ve sürgünlerin ölümüne neden olur. Enfekteli bölgenin alt kısmında yeni sürgünler oluşmaya başlar. Bu sürgünlerde enfekte edilirlerse bitki daha fazla sürgün oluşturmaya çalışır. Bu durum birkaç kez tekrarlanır. Şiddetli enfeksiyon durumun da sürgünler çıkışı başaramayacak kadar zayıf ve cılız olurlar veya zayıf çıkışlar olur. Bu gibi çıkışlar düzensiz çıkışlara neden olurlar. Bitkinin gövde ve stolonlarıda enfekte edilirler. Gövde enfeksiyonu bitkilerde gelişme geriliğine neden olur. Enfekteli bitkilerin üst yapraklarında rozetleşme ile beraber sararma göze çarpar. Bu şekildeki bitkiler erken ölüme maruz kalırlar. Bitkinin gövdesini kuşatan lekeler, hidrokarbonların stolonlarla taşınmasını tahrip eder. Buda havai yumruların oluşmasına neden olur. Aynı zamanda lateral sürgünlerde (stolonlarda) şişe şekilli yumrular oluşur. Gövde ve stolon enfeksiyonları patateste yumru veriminde azalmaya neden olur ve gövdeye yakın yumru oluşumuna neden olarak stolanların dallanıp çoğalma­sını teşvik ederler. Bunun sonucunda da toprağın hemen yüzeyinde bozuk şekilli yumruların oluşumuyla meydana gelen ve yuvayı andırır bir görünüm göze çarpar.

Fungus toprakta ve yumrularda sklerot halinde yaşamını sürdü­rür. Fungus aynı zamanda toprakta ölü bitki hücrelerinde miselyum olarak yaşamım sürdürür. Patojenin topraktaki yoğunluğu bitkisel üretimin yapılmadığı süreçte hızlı bir şekilde azalmakta­dır. En çok zarar 10 °C’nin altında ki sıcaklıklarda görülmektedir. Çünkü bu sıcaklık derecelerinde filizlerin toprak yüzeyine çıkışı uzun bir zaman periyodu içinde gerçekleşmekte ve bundan do­layı da fungus bitkinin toprak alt organlarını enfekte etmesi için büyük bir fırsat yakalamış olmaktadır. Bununla beraber düşük sıcaklıkta toprakta antagonist (faydalı mikro organizma) aktivitesi çok azalmaktadır. Bitkinin toprak üstü organlarında klorofil teşekkül etmeye başladığında bitki dokularının patojene karşı hassasiyeti hızlı bir şekilde azalmaktadır.

Mücadelesi

Bu hastalıkla mücadelde hem kültürel hem de kimyasal mücade yöntenlerine başvurulmalıdır.

Kültürel mücadele yöntemleri olarak; temiz tohum kullanımı, kabuklarında sklerot bulunan yumruların tohumluk olarak kullanılmaması, toprak sıcaklığı 100 °C’nin üzerine çıktığında dikimin yapılması, kısa sireli rotasyonlardan kaçınılması, kimyasal pür, (Bitkinin güçlü gelişkin toprak üstü yeşil aksamı) öldürücüler yumrularda sklerot oluşumunu teşvik ettiği için kullanılmaması, hastalıklı bitki artıkları yakılarak veya toprağa derince gömülerek imha edilmesi ve yabancı ot mücadelesi iyi yapılması gibi uygulamalara yer verilmelidir.

Kimyasal mücadelede tohumluk yumru ve toprak ilaçlaması iyi sonuç vermektedir. Ülkemizde tohumluk yumru ilaçlamasına yönelik olarak değişik fungusitler ruhsat almış olup, dikimden önce tohumluk yumrular bu fungusitlerden biri ile önerilen dozda ilaçlanmalıdır. Ülkemiz koşullarında hastalığa karşı toprak ilaçlaması ekonomik olmamaktadır.

Patates Tozlu Uyuz Hastalığı

Spongospora subterranea isimli fungusun (mantar) neden olduğu bu hastalık daha çok yağmurlu bölgelerde ki ağır topraklarda görülür. İlk olarak Gümüşhane de tespit edilmiş 1980 yıllarında yapılan survey de Türkiye’nin tüm ekim alanlarında bulunduğu bu arada Ödemiş Bozdağ yöresinde yoğunluk kazandığı belirlenmiştir. Hastalığın verim üzerine etkisi fazla değildir. Yumrunun görünüşünü bozduğundan Pazar değerini azaltır ya da tamamen ortadan kaldırır. Böyle yumruların satılma şanslarının az olması üreticinin bunları tohumluk olarak ayırmasına neden olur. Bunun sonucunda da hastalık sürekli olarak artışını sürdürür.

Hastalık genç küçük yumrularda 2-4 mm büyüklüğünde yuvarlak açık kahverengi lekelerle kendisini belli eder. Bu lekeler yumru üzerinde dağınık, toplu veya belirli bir sıraya göre dizilmiş olarak yer alırlar. Lekelerin çevresinde açık renkli bir zar bulunur ve enine kesit aldığında lekelerin bulunduğu dokunun jelatinimsi bir kıvam aldığı görülür. Bir süre sonra siğil (gasl, püstül) görünüşü alırlar. Bu siğillerin üst kısmı kendiliğinden yırtılır ve içlerindeki kahverengi spor kitleleri serbest kalır. Bu siğiller 6 mm büyüklüğüne erişebilir ve yumruya kanserli bir görünüş kazandırırlar. Bu yara yerleri diğer patojenler içinde giriş kapısıdır. Bu siğiller stolon, kök ve sapta görülebilirler. Büyüklükleri toplu iğne başından fasulye tohumuna kadar değişir. Etmen esas olarak patatesi hastalandırır. Bazen domateslerde de görülür. Konukçu dizisine diğer Solanceae familyası üyeleri de girer. Patates çeşitleri etmene farklı dayanıklılık gösterirler. Tam dayanıklılık yoktur.

Bitkiye giriş kılcal köklerden, yumrulardaki lentisel veya yara­lardan, direk olarak epidermisten olur. Etmen bitkiye girdikten sonra hücrelerin parçalanmasını teşvik eder. Bunun sonucu siğiller oluşur. Sporlar toprakta yıllarca canlı kalabilirler. Çimlen­me ve enfeksiyon için yüksek toprak nemine, 15 °C’nın altın­daki sıcaklığa ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple hastalık kumlu killi topraklarda nadiren görülürken, ağır su tutan topraklarda çok görülür. Etmen aynı zamanda patateste görülen ‘patates mop- top’ virüsünü de taşır.

Mücadelesi

Hastalıkla mücadelede kültürel önlemlere ağırlık verilmelidir. Eğer aşağıda sıralanan kültürel tedbirleri uygulama noktasında hassasiyet gösterilirse hastalık önemli bir sorun oluşturmadan yönetilebilir bir hal alır. Bunun için;

Bulaşık alanlarda iklim ve toprak şartlarına bağlı olarak 3 ila 10 yıl arası rotasyon uygulanmasına, hastalık görülen bölgelerden tohumluk patates alınmamasına, toprağın drene edilerek su tutmasının önlenmesine, dayanıklı çeşit kullanılmasına, hasta yumruların hayvanlara yedirilmemesine özen gösterilmelidir. Bu kültürel önlemlerin yanı sıra;

Tohum inokulumunu (bulaşıklılığını) azaltmak için tohumluk yumruların formaldehit veya civa klorit solüsyonlarına daldırılması ve toprağın Ph sını düşürmek amacıyla toprağa kükürt uygulaması da hastalıkla mücadelede farklı yaklaşımlar olarak değerlendirilmelidir.

Patates Siğil Hastalığı =Patates Kanseri

Synchytrium endobioticum isimli fungusun neden olduğu has­talık 12. Yüzyıldan beri bilinmektedir. Hastalık ilk olarak Güney Amerika’nın And Dağları bölgesinde görülmüş, buradan 1880’li yıllarda Avrupa’ya giriş yapmıştır. Avrupa ülkelerinde hastalığın yavaş ancak sürekli bir yayılma gösterdiği ve patates ekiminde önde gelen bölgeleri tehdit eder duruma geldiği tespit edilmiş­tir. Türkiye’de hastalığın varlığı ilk olarak 2000’li yılların başında Giresun, Ordu (Aybastı), Niğde ve Nevşehir illeri patates ekiliş alanlarında tespit edilmiştir. Hastalığın ilk defa görüldüğü bu il­lerden Niğde ve Nevşehir patates ekiliş alanlarında 2-3 yıl gibi bir süre içesinde hastalık hızlı bir şekilde yayılarak 25.000 dekar arazinin bu hastalıkla bulaşık olduğu belirlenmiştir. Bunun üzerine Tarım Bakanlığı hastalığın bu yörede yayılmasını dur­durmak için yaklaşık 150.000- 200.000 dekar arazide Patates ve diğer yumrulu bitki ekimini yasaklayarak karantina işlemlerini başlatmıştır.

Belirtileri bir tarlada yer yer ortaya çıkmakta ve genellikle bir bitkinin birkaç yumrusu hastalanmaktadır. Bu yumrularda hafif bir gelişme geriliği gösterir. Ancak çok bulaşık ve yoğun patates tarımı yapılan alanlarda yumru gelişimi tamamen durmakta­dır. Tipik belirtisi yumrular, stolonlar ve sürgün diplerinde ortaya çıkan kanser görünüşlü fındık veya ceviz büyüklüğündeki ur­lardır. Bu urlar yumruda çoğunlukla bir gözden başlar sonunda karnabahar görünümünü alırlar. Urların görünümü önce fildişi sonra ortası koyu kahverengindedir. Bazen bitkinin toprağa yakın sürgün kısmında yeşil renkli urlar görülür. Çok nadir olarak yaprakta da kendini etli kalınlaşmalar şeklinde gösteren ve yap­rak dökümüne yol açan belirtiler ortaya çıkabilir. Bitkinin kök sistemi hastalıktan etkilenmez. Yaprak ve saptaki urlar dayanıklı olmayıp hızla çürürken buna rağmen yumrular üzerindeki urlar hasattan zarar görmezler. Urlar depolanmış yumrularda kururlar. Bunun için tohumluk seçiminde gözden kaçabilir. Fungusun konukçu dizisi içinde kültür patatesi yanında yabani patates türleri, domates ve Solanaceae familyasına ait yabancı otlar bulunur. Patates çeşitlerinin etmene karşı farklı reaksiyon gösterdiği tespit edilmiştir.

Fungus toprakta konukçusu olmadan uzun yıllar (15-20 yıl) canlı kalabilir. Hastalık yaz aylarında max. ortalama sıcaklık 18°C, yağış miktarı 700-000 mm olan bölgelerin iyi işlenen topraklarında çok görülür. Primer enfeksiyonlar optimum 15°C, max. 25°C, min. 11°C, pH’sı 3.9-8.3 arasında değişen tüm toprak türlerinde hastalık gelişir

Hastalığın yakın mesafelere yayılması; Toprak işleme alet ve makinalarına yapışan toprak parçalarıyla, tarladaki hayvan hareketleriyle, su ile (Sulama suları, sel suları), rüzgâr erozyonu ile toprağın bir yerden başka bir yere taşınmasıyla olur.

Uzak Mesafelere taşınması ise; bulaşık yumrularla, bulaşık bölgelerden toprak işlemesinde kullanılan alet ve makinalar üzerindeki toprak kalıntıları bakamından iyice temizlenip, de­zenfekte edilmeden başka uzak mesafelere götürülerek top­rak işlemesinde kullanılması, bulaşık bölgede yetiştirilen diğer üretim materyallerinin toprak kalıntılarıyla beraber başka yer­lere nakledilmesiyle, bulaşık bölgelerden temin edilen hayvan gübreleriyle taşınır.

Mücadelesi

Hastalığın temiz bölgelere ulaşmasını önlemek için karan­tina önlemlerine titizlikle uyulmalı ve yerine getirilmelidir. Patates üretiminde sertifikalı tohumluk kullanılmalı, hastalık çiftlik gübresi ile taşınabildiğinden gübre güvenilir yerden temin edilmeli, tarlada kullanılmak amacı ile hastalıkla bulaşık yerler­den getirilen tarla alet ve ekipmanları mutlaka çok iyi bir şekilde %5’lik çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir. Dayanıklı çeşitler kullanılmalıdır.

Patates Depolama Döneminde Etkili Fungal Hastalıkları

Patateste tarla döneminde bitkinin toprak üstü aksamın­da görülen fungal hastalıklarının hemen hepsi yumruya da geçerek yumruyu da hastalandırırlar. Ancak bunların yum­rularda ki zararı; bunların yumruya bulaşma oranları, tarla koşullarında yumruda gelişimini teşvik edici yöndeki tarım­sal uygulamalar ve depolanma koşullarıyla doğrudan iliş­kilidir. Bunlarla beraber bazı fungal organizmalar vardır ki bunlar daha çok depolanan yumrularda ortaya çıkarak bu yumrularda değişik tipte çürümelere neden olurlar. Depo­lama döneminde görülen patates yumru hastalıkları başlığı altında burada özellikle depo koşullarında çoğunlukla geli­şerek yumru çürüklüğüne neden olan etmenler ve onların bazı özellikleri maddeler halinde verilecektir. Gelişmekte olan birçok ülkede, yeterli ve uygun depolama imkânının olmayışı, bu tip hastalıklardan ileri gelen depo kayıplarının artmasına neden olmaktadır.

Depolarda en fazla görülen hastalık belirtisi, çeşitli tiplerde çürüklüklerdir. Çürüklük tipi ve gelişme hızı çürüklüğü oluşturan etmen yanında depo koşullarına da bağlıdır.

Patates yumrularının herhangi bir fungal enfeksiyona maruz kalmaları sonucu üç tip çürüklükten biri meydana gelmektedir.

Bunlar;

  • Kuru çürüklük – Etkilenen dokular unlu ve sert
  • Yarı kuru çürüklük – Etkilenen dokular çoğunlukla lastik gibidir. Kuvvetle bastırıldığında az miktarda su çıkabilir.
  • Yumuşak ve yaş çürüklük – Hastalanan doku parçalanmış bütünlüğü bozulmuştur. Çoğunlukla bakteriler tarafından meydana getirilmekle beraber Pythium spp.’nin enfeksiyonu sonucu da oluşur.

Ancak kesin olarak hangi etmenin bulunduğunu saptamak için laboratuvarda izolasyon yapmak gerekir. Çürümüş yumrularda birçok sekonder organizmada bulunacağından esas etmenin izolasyonu zor olur.

Fusarium Kuru Çürüklükleri (Fusarium sulphureum, Fusarium solani var.coeruleum, Fusarium oxysporum)

İlk belirtiler koyu renkli, çürük lekelerdir. Çürüklük ilerledikçe yumru içinde boştuk oluşur ve fungusun hifleri görülür. Bulaşma hasattaki yaralardan olur.

Fusarium türleri hem yumru hem toprak kökenlidir. Kumlu ve turbalı topraklarda yetişen nişastalık patateslerde sık sık Fusarium avenaceum enfeksiyonu görülür. Yüksek organik madde içeriğine sahip topraklarda Fusarium kuru çürüklük riski daha yüksektir. Hasattan birkaç hafta sonra görülen kuru çürüklüğün etmeni F. Sulphureum’dur. Diğerleri daha geç devrede ortaya çıkar.

Hasatta yaralanmayı önlemek, hasat sonrası kabuğun pişkinleşip yaraların iyileşmesi için iki hafta 10-15 °C de ve nemli havadar bir yerde yumruları bekletmek gerekir. Hastalığın depoda ilerlemesini önlemek amacıyla başka ülkelerde Thiabendazole terkipli fungusitler kullanılmaktadır.

Lastik Çürüklüğü (Geotrichum candidum)

Topraklarda yaygın olarak bulunur ve zafiyet parazitidir. Erwinia carotovara bakterisinin alt türleri gibi yumuşak çürüklük meydana getirir. Fungus drenajı iyi olmayan sulu topraklarda yetişen yumruları etkiler. Lastik çürüklüğü yumrunun yüzeyinden içine doğru gelişir. Etkilenen doku ekşimiş süte benzer, tipik bir koku yayar ve lastik gibi bir hal alarak hava ile temas ettiğinde pembe-kırmızı bir renk oluşur. Nemli şartlar altında hastalıklı yumrularda beyaz, pudraşekerine benzer bir hif tabakası ve sporlar oluşur. Simptomları pembe çürüklük ile karıştırılabilir. Hastalıklı yumrulardan sızan eksudat diğer yumrularda yumuşak çürüğe neden olur.

Sulu Yara Çürüklüğü (Pythium debaryanum, Pythium ultimum, Pythium splendis)

Enfeksiyon genellikle sıcak yıllarda gerçekleşir. Yumru etindeki sızıntı (akıntı) şeklindeki belirtisi geç yanıklık ve pembe çürüklük hastalıklarının belirtisi ile karıştırılabilir. Yumrularda başlangıçta yaralı kısımların altında kahverengimsi alanlar belirmeye başlar Bu renk değişikliği birkaç gün içinde yumrunun derinliklerine yayılır. Hastalığın bu devredeki simptomları Phytophthora infestans’ın (geç yanıklık) yumru da ki belirtisi ile karıştırılabilir. Bir sonraki safhada; hastalık yumrunun taze iç dokularının büyük bir kısmını etkisi altına alır. Buralarda sık sık 1-2 mm genişliğinde siyahımsı kahverengi alanlar teşekkül eder. Yumru hafifçe sıkıldığında çok miktarda sıvı akıntısı göze çarpar. Enfekteli dokular hava ile temasa geçtiklerinde siyahlaşırlar.

Gümüşi Kabuk Hastalığı (Helminthosporium solani)

Erkenci çeşitler geç olgunlaşan çeşitlerden daha fazla etkilenirler. Hastalığın ilk simptomlarını hasat zamanında ayırt etmek genellikle güçtür. Bununla birlikte hastalık depolama süresince hızlı bir şekilde yayılır. Bitkinin toprak üstü aksamında hastalık simptomları görülmez, Yumrular üzerinde başlangıçta sınırları belirgin gümüşi-gri lekeler meydana gelir. Daha sonra lekeler birleşirler, tüm yumruyu kaplayacak büyüklüğe ulaşırlar ve renkleri de kahverengiye döner. Hastalığa yakalanan yumrular aşırı nem kaybından buruşur ve filizlenme iyi olmaz. Yumru üzerinde çürüklüğe neden olmaz. Hastalık depoda 3 °C ve altındaki sıcaklıklarda ve % 90’ın üzerindeki nemli koşullarda yayılmaz. Hastalık sadece patates yumrularında görülür ve başka konukçusunun olduğu bilinmez. Fungus kışın toprakta yaşamını sürdüremez.

CEVAP VER