Türkiye’de Ayçiçeği Tarımı ve Yetiştiriciliği

0
4833

Artan nüfusla birlikte beslenme, dünyada ve ülkemizde bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. İnsan beslenmesinde, özellikle bitkisel yağların önemi büyüktür. Ayçiçeği; içerdiği yüksek orandaki (%22-50) yağ miktarı nedeniyle, bitkisel ham yağ üretimi bakımından önemli bir yağ bitkisidir. Ülkemizde yağ elde edilen tüm bitkiler göz önüne alındığında (ayçiçeği, pamuk, soya, zeytin, mısır vb.) insan beslenmesinde tüketilen sıvı yağların yaklaşık % 40’ı ayçiçeğinden (Helianthus annuus L.) karşılanmaktadır (Kolsarıcı ve ark., 2005). Ayçiçeği yağı; içerdiği çoklu doymamış yağ asitleri oranının (%69) yüksek olması, doymuş yağ asitleri düşük (%11) olması nedeniyle, beslenme değeri en yüksek olan bitkisel yağlardan birisidir ( Anonyomus, 1994).

Bitkisel yağ kullanımının yanı sıra Ayçiçeği tanesi kavrularak çerezlik olarak tüketilmektedir. Sanayide birçok alanda (kağıt, plastik, sabun ve kozmetik) kullanılmaktadır. Yağı alındıktan sonra küspedeki protein oranı yüzde 32.3 – 46.8 yükselmekte olup yem rasyonlarında kullanılmaktadır. Ülkemizde ekimi yapılan yağlı tohumlu bitkiler arasında ekim alanı ve yağ üretimi bakımından (%79) ilk sırayı alan ayçiçeği, ağırlıklı olarak Trakya bölgemizde üretilmekte olup, Tekirdağ ili %17 ile en fazla üretim yapan ilimizdir. Edirne % 13 ve Kırklareli % 9 ile diğer önemli ayçiçeği üretimi yapan illerdir.

Ayçiçeği Bitkisinin Ekolojik istekleri

Ayçiçeği bitkisi oluşturduğu kuvvetli ve derinlere gidebilen kök sistemi nedeniyle kurağa nispeten dayanıklı bir bitkidir. Dünyada adaptasyon kabiliyetinin çok yüksek olmasının yanı sıra ılıman ve subtropik alanlarda daha iyi yetiştirilmektedir. Yaz ayları sıcak fakat kısmen yağışlı yerleri sever.

Yüksek verim için temmuz ayında yüksek hava sıcaklığı, aynı şekilde ağustos ortasından eylül ayına kadar devam eden olgunluk döneminde kurak periyotlar uygun olmaktadır. Bitkinin büyüme ve gelişmesi için 18-20 °C gece/ 24-26 °C gündüz sıcaklıkları optimumdur. Sıcaklığın 40 °C’yi geçtiği durumlarda fotosentez ve döllenme olumsuz etkilenmekte, 45 °C’nin üzerinde ise fotosentez tamamen durmaktadır. Bitki 6-7 yapraklı olduktan sonra 0 °C’de zarar görmektedir.

Yetişme devresi boyunca toplam sıcaklık isteği 26-28 °C’dir. Ayçiçeği kurak koşullara fazla dayanıklı olmamakla beraber, diğer kültür bitkilerine oranla kurak koşullarda daha iyi yetiştirilebilmektedir. Ayçiçeği bitkisi topraktaki suyu en iyi şekilde değerlendirebilen bir bitkidir. Bunun nedeni, kök sisteminin gelişmiş ve 2 m derinliğe kadar inebiliyor olmasıdır. Yıllık yağışı 700-800 mm veya yetişme devresinde en az 500 mm yağış alan yerlerde sulanmadan da yetiştirilebilir. Sulandığı takdirde çok daha fazla ürün verir.

Ayçiçeği bitkisinin suya en fazla ihtiyaç duyduğu dönem çiçeklenmeden önceki ve sonraki 40 günlük dönemdir. Güneşli geçen günlerin sayısı arttıkça, yağ oranı da artmaktadır.

Ayçiçeği toprak isteği bakımından fazla seçici olmamakla beraber kumlu topraklardan, killi topraklara kadar değişim gösteren farklı yapılardaki topraklarda başarıyla yetişebilmektedir. Ayçiçeği, derin, rutubetli, humuslu, organik ve mineral maddece zengin toprakları sever.

Asitli topraklardan hoşlanmaz. Optimum toprak pH’ sı 6.0 – 7.5 arasında olmalıdır. Tuzlu topraklara karşı hassastır. Yapılan araştırmalar topraktaki tuz yoğunluğunun artmasıyla birlikte tohumdaki yağ oranının düştüğünü göstermiştir.

Ayçiçeği Bitkisinde Toprak Hazırlığı

Ayçiçeği tarımında toprağı işlemenin amacı, iyi bir tohum yatağı hazırlamak, ön bitkiden kalan sap artıklarını gömmek, toprağı havalandırmak, yabancı otları yok ederek toprakta depolanan suyu artırmaktır. Bu amaçla, ön bitkinin hasadından sonra (haziran veya sonbaharda) ayçiçeği ekimi düşünülen tarla soklu pulluk ile 20-25 cm derinlikte sürülmelidir. Bu ilk sürüm her yıl farklı derinlikte yapılırsa pulluk tabanı oluşması önlenir.

İlk sürümden sonra, düşen yağışlar nedeniyle tarlada önemli bir otlanma görülürse, bu otlar kültivatör (kazayağı) ile toprağı 10-15 santim derinlikte işleyerek yok edilmelidir. Ayçiçeği düzgün bir çıkış için nemli bir tohum yatağı ister. Bunu sağlamak için ilkbaharda toprak tava geldiğinde tarla önce kültivatör (kazayağı), sonra diskaro, tırmık veya yaylı tırmık ile 10-15 cm derinlikte işleyerek ekime hazır hale getirilir.

Tohumluk ve Çeşit Seçimi

Diğer kültür bitkilerinde olduğu gibi ayçiçeği yetiştiriciliğinde de bölgeye uygun çeşit kııllanımı verimi ve kaliteyi artıran temel unsurlardandır. Günümüzde bu bitkinin tarımında melez, açıkta tozlan ve sentetik olmak üzere üç farklı ayçiçeği çeşidi kullanılmakta; ancak, verim ve kalite açısından daha üstün oldukları için melez çeşitler tercih edilmektedir (Fick, 1978).Yabancı döllenme özelliğinden dolayı tohumluğunun her yıl yenilenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, ayçiçeği tarımında başarı aynı zamanda uygun ekim zamanının yanı sıra uygun tohumluğun, diğer bir deyişle, tercih edilen çeşidin her yıl sertifikalı tohumluğunun kullanılmasını da gerektirmektedir (Kaya, 2003).

Ayçiçeği ülkemizde ve dünyada yağlık ve çerezlik olarak iki tip olarak yetiştirilir. Bu nedenle ilk olarak çeşit seçiminde buna dikkat edilmelidir. Bunun yanında çeşidin verim potansiyeli, hastalıklara dayanıklılık, sap sağlamlıği ve yatmaya dayanıklılık, çimlenme gücü ve safiyet, kendine döllenme yeteneği, tohum vejetasyon süresi, imidazolinone (IMI) herbisit grubuna dayanıklılık, vejetasyon süresi, kuş zararı, yağ oranı dikkat edilmesi gereken diğer önemli unsurlardır.

Ekim

Ayçiçeği tohumlarının çimlenebilmesi için toprak sıcaklığının minimum 8-10 °C olması gerekir. Toprak sıcaklığı arttıkça tohumun çimlenme ve sürme gücüde artmaktadır. Bu nedenle ekim zamanında toprak sıcaklığının 12 °C olması istenir. Ayçiçeğinde ekim toprak sıcaklığı tohumun çimlenebileceği sıcaklığa ulaştığı erken ilkbaharda yapılmalıdır. Ekim tarihleri bölgelere göre değişmekle beraber Trakya ve Marmara Bölgesi’nde Mart ayında, Ege Bölgesi’nde ise ilkbahar son donları aşırı olmadıkça Şubat sonu, Nisan ortası ekim yapıldığında yüksek verim alınmaktadır. Güney Anadolu Bölgesi için en iyi ekim zamanı 15 Şubat- 30 Mart arası tavsiye edilebilir.

İyi bir ekim için tohum yatağı yeterli rutubete sahip, iyi işlenmiş olmalı; fazla kabarık ve gevşek olmamalı; anız artıkları ve yabancı otlar temizlenmiş olmalıdır. Bu durumda en uygun ekim derinliği 3-4 cm’dir. Toprak tavı açısından gerekli olduğunda 7-8 cm derinliğinde bile ekim yapılabilir. Ayçiçeği serpme, sıraya düz veya hassas havalı (pnomatik) mibzerle ve ocak usulü ekim olmak üzere 3 şekilde yapılmaktadır.

Serpme ekim iyi bir ekim şekli değildir. Tohum elle serpilir pulluk ve kazayağı geçirilerek kapatılır. Serpme usulü ekim kesinlikle önerilmez. Ayçiçeği ekimi makineyle sıraya yapılmalıdır. Tohum fiyatları çok pahalı olduğu için, genellikle havalı mibzerler kullanılmaktadır. Ancak, bazı yörelerde normal mibzerlerle ekim yapılmaktadır. Ekimde sıra arası mesafesi 70 cm, sıra üzeri ise, yağlık çeşitlerde 30 – 35 cm, çerezliklerde ise 40 cm olmalıdır. Gereğinden çok yapılan ekimler, zayıf bitki gelişmesi sonucu ve ayrıca yüksek oranda yatma nedeniyle de verim kayıplarına neden olur. Ayçiçeği ekiminde sıraların rüzgar istikametine paralel olmasına dikkat edilmelidir. Tohum iriliğine bağlı olarak dekara 1.5- 3.0 kg tohum kullanılmaktadır. Havalı mibzerlerle yapılan ekimlerde az, normal mibzerle yapılan ekimlerde ise daha fazla tohum kullanılmaktadır. Havalı mibzerlerle yapılan ekimlerde seyreltmeye gerek yoktur. Fakat normal mibzerle yapılan ekimlerde seyreltme zorunludıır. Kuru koşullarda dekara 4500- 5500 bitki, sulu koşullarda ise dekara 5000- 6500 bitki yeterli olmaktadır ( Anonim, 1992).

Ekim mibzerle yapıldığında;

  1. Tohumlar aynı derinliğe düşmektedir.
  2. Toprağa atılan her tohum aynı zamanda çimlenir ve bitkiler aynı zamanda olgunlaşır.
  3. Gübreden tasarruf sağlanır.
  4. Ara çapa makinesi kullanılır.
  5. Kültivatör ve kazayağı gibi ekipmanlar kullanılır.
  6. Ekim, bakım ve hasat işlerinde kolaylık sağlanır. Ocak usulü ekim iyi fakat biraz pahalı bir ekim şeklidir. Genellikle bir ocağa 2-3 tohum atılır. Her ocakta bir bitki bırakılıyorsa sıra araları 30x 60 cm, her ocakta 2 bitki bırakılıyorsa 60×60 cm ve her ocakta 3 bitki bırakılıyorsa sıra araları 70×70 cm de iyi neticeler vermiştir.

Bakım

Ayçiçeği hava ve toprak sıcaklığına, çeşidin özelliklerine bağlı olarak ekimi takiben 5-10, ortalama 7 günde çıkmakta, 15-20 gün sonra 10-15 cm boya (tekleme zamanı) ulaşmakta, 25- 35 gün sonra 30-35 cm boya (boğaz doldurma zamanı) ulaşmaktadır. 60-75 gün sonra ise çiçeklenmekte, yaklaşık olarak 85-120 gün sonra fizyolojik oluma ulaşmakta ve 90-130 gün sonra da hasat edilmektedir.

Çapalama ve yabancı ot kontrolü; ayçiçeği bitkisi ilk gelişme devresinde yabancı otlardan fazla zarar görmektedir. Bitkiler toprak yüzeyine çıkıp, 10-12 gün boylandığında (4-6 yapraklı devrede) ilk çapa, bitkiler 25- 30 cm boylandığında ise ikinci çapa yapılmalıdır.

Boğaz doldurma; bitkiler 30-35 cm boya ulaşınca boğaz doldurma, karık açma ve ot çapası yapılır. Bu işlemler küçük işletmelerde el çapası ile yapılabileceği gibi, alet-ekipmanı olan işletmelerde boğaz doldurma pulluğu ile yapılmaktadır. Bu şekilde sıra aralarındaki otlarla mücadele edilmiş, toprak kabartılmış, sulama için karıklar açılmış ve boğaz doldurulmuş olur.

Sulama; özellikle yetişme periyodu içerisinde yetersiz yağış alan yerlerde önem taşımaktadır. Ayçiçeği bitkisinin suya en fazla ihtiyaç duyduğu dönem, tabla oluşumundan çiçeklenmeye kadar geçen süredir. Özellikle çiçeklenme öncesi ve sonrasındaki 20 günlük dönem su tüketimi bakımından ayçiçeği için çok kritik bir dönemdir. Bölgenin iklim ve toprak koşullarına göre ayçiçeğinde 3-4 sulama yapılmalıdır. İlk sulama tabla teşekkülünde, ikinci sulama çiçeklenme döneminde ve üçüncü sulama ise süt olum döneminde yapılmalıdır. Sulamanın karık usulü, salma ya da yağmurlama olarak yapılması tavsiye edilir. Ancak hastalıkların yaygın olduğu yerlerde ve çiçeklenme süresince yağmurlama sulama yapılmamalıdır.

Gübreleme; kuru koşullarda bir dekara bileşiminde % 16-18 saf fosfor bulunan süper fosfattan 35 k, içinde % 21 kg saf azot bulunan amonyum sülfattan 40 kg ticari gübre verilir. Yapılan gübre denemelerinde ayçiçeğine önerilen gübre dozları dekara 5.0-13.0 kg azot, 5.0-8.5 kg fosfor şeklindedir. Gübre uygulamasında ise sulu koşullarda fosforlu gübrenin tamamı, azotlu gübrenin yarısı karıştırılarak son tarla sürümüyle toprağa verilmelidir. Azotlu gübrenin diğer yarısı ise ilk sulamadan önce verilir.

Orobanş, Hastalık ve Zararlılar; ayçiçeğinde verim eksilişlerine neden olabilen etkenlerin başında parazit bir yabancı ot olan orobanş; bazı hastalıklar; ayçiçeği mildiyösü, sclerotinia kök, sap ve tabla çürüklüğü, ayçiçeği pası, alternaria yaprak leke hastalığı, kurşuni küf, septoria yaprak lekesi, phoma ve rhizopus tabla çürüklüğü, verticillium solgunluğu, Fusarium kök boğazı hastalığı, kömürümsü çürüme ve mozayik virüsü; ve zararlılar: Çayır tırtılı, makaslı böcek, yeşil böcek, tel kurtları, kesici veya bozkurtlar, çekirgeler, mayıs böceği, yaprak bitleri vb. sayılabilir.

Ayçiçeği tarımında çeşit seçimi büyük önem taşımaktadır. Çeşidin yüksek verimli olması ve diğer arzu edilen agronomik özellikleri taşıması yanında, özellikle sorun olan bölgeler için orobanş ile ayçiçeği mildiyösüne dayanıklı veya yüksek derecede toleranslı olması arzu edilmektedir.

Hasat- Harman

Ayçiçeğinde hasat zamanı geldiğinde; bitkinin sap, yaprak ve tablaları sararmakta, tablanın kenarındaki sarı çiçekler dökülmekte, tablanın kenarında bulunan koruyucu yapraklar kahverengi renk almakta ve tohumdaki rutubet oranı % 25’in altına düşmektedir. Ayçiçeği hasadında tohumun iyice kuruması beklenildiğinde tohumlar dökülmekte ve kuş zararı da artmaktadır.

Bu nedenle tohumdaki nem oranı % 12’lere düşmesi beklenilmeden % 20-25 nemde hasada başlanılmalıdır. Ayçiçeği hasadı elle veya makineyle yapılabilmektedir.

Makineyle hasat; ayçiçeği hasadında normal buğday biçerdöveri kullanılabilmektedir. Makineli hasatta biçim yüksekliği 30-60 cm arasında değişmektedir. Tabla ve tohumlardaki nem oranı da %12-15 ‘lere düşmelidir. Elle hasat; bitkinin sap ve yaprakları sarardığında, tabla üzerindeki tohumlar tabla ortasına doğru olgunlaştığında hasat edilmelidir. Tohumdaki rutubet oranının %15’lere düşmesine gerek yoktur.

Depolama

Hasattan sonra herhangi bir kızışmaya neden olmamak için ürün içerisinde kalan sap ve tabla parçaları temizlenmelidir. Depolamada ürün nemi en fazla % 8-9 olmalı, ürün yığınının ise 1-1,5 m’yi geçmemesine dikkat etmeli, kızışma ve çürümeleri önlemek için gerekirse karıştırılmalıdır.

CEVAP VER