Yusuf Acar Gündeme Dair Konuştu

0
701

CHP Gelibolu İlçe Yönetimi seçimsiz olağan kurulunu gerçekleştirdi.

CHP Gelibolu İlçe Yönetimi bir yıllık performansını yansıtırken, yaklaşan referandum konusunda Milletvekilleri, Belediye Başkanı ve İl Başkanı ile birlikte üyeler de görüşlerini açıkladılar.

CHP Gelibolu İlçe Yönetimi seçimsiz olağan kurulunda bir konuşma yapan Yusuf Acar şunları söyledi;

İktidara

Seçildiği ilk günden beri anayasayı ihlal etmekte sakınca görmeyen bir Cumhurbaşkanı ve anayasayı teferruat olarak gören bir iktidar için sistemi değiştirmemizi istiyorlar. Başbakanlık ortadan kaldırılınca, yargı başkana bağlanınca, başkan kafasına göre Ohal ilan edebilince, bütün bürokratları atayınca mesela terör bitecekmiş. Bugün sizi engelleyen ne sevgili kardeşim. Buradan yürürse halk der ki; önce ekonomiyi çöz, sonra gel benden başkanlık iste. Önce terörü çöz sonra başkanlık iste. Önce uluslararası itibarımızı geri getir sonra başkanlık iste ki yüzün olsun.

Halka

Partili Cumhurbaşkanı bütün devletin yetkililerini tek başına atayacak, onu anayasa’ya uymaya zorlayacak herhangi bir mekanizma olmadığı için anayasa, onun ağzından çıkacak sözlerden ibaret hale gelebilecek. Böylesi bir tek adamlık parti devletinden, beş sene sonra olur da bir başkası “tek adam” olarak seçilirse, her şey sil baştan olacak. Bir partinin devleti olmaktan, diğer partinin devleti olmaya savrulacağız. Dünyanın en demokrat kişisinin dahi eline bu yetkileri verseniz o sisteme demokrasi demek mümkün değil.

Bu yolla bu değişikliğe evet çıkarabilmeleri imkansız. Sanırım onlar da bunun farkında ve önemli bir kesimi korkutacakları bir “öcü bloku” yaratmaya çalışıyorlar. Belki de Türk siyasi hayatının en şanslı partisinin bu defa işi çok zor. İçinden çıktıkları Saadet Partisi bu değişikliğe karşı, MHP’ye oy veren yurttaşların nerdeyse tamamı karşı, ülkücüler karşı hatta bazı dini cemaatler karşı. Yine de iktidarda oldukları 15 yıllık tecrübenin bize gösterdiği bir gerçek var. Propaganda konusunda bu ülkenin tarihinde örneğini görmediği dış kaynaklı bir üst akıla yakışacak tekniklerle karşımıza çıkıyorlar. O yüzden en çok Cumhuriyet Halk Partisi üzerine oynayacaklar.

Partime

Seçim ya da referandum dediğimiz şey sonuçta matematiksel bir işlem ve bu işlemde savunduğumuz sonuç için hiç bir partinin gücü tek başına yeterli değil. Bundan dolayı mutlaka ve mutlaka daha önce sıklıkla aynı görüşlerde birleşmediğimiz Akpartii, MHP’li, Saadet Partili, Muhafazakar, Milliyetçi ya da ideolojisiz önemli bir kitleyi ikna etmemiz gerekiyor.

Negatif kampanya neredeyse dünyanın hiç bir yerinde bir işe yaramamıştır. İnsanlar iyi ve olumlu şeyler duymak ister. Umudu aşılayan, geleceği kurtaracak ümidi veren mesajları daha etkin bir biçimde algılar. Kararlarının önemli bir bölümünü aklıyla değil, kalbiyle verir. Rakibi ötekileştiren, onu dışlayan bir mesaj ancak rakibin seçmen kitlesinin birbirine daha sıkıca sarılmasına yardımcı olur.

Kişisel önerilerim; trollerle vakit kaybetmeyin. Beyni yıkanmışlara, amigolara laf yetiştirmeyin. Bunlar zaman kaybıdır. Ayrıca moralinizi ve dengenizi bozar ki amaçları budur.

Aynı şekilde kendi kendimize propaganda yapmanın, birbirimizi gaza getirirken söylemi yükseltmenin de faydası yok. Basit konuşun ve sadece “siyasetsiz seçmen”e konuşun. Yani fanatik olmayan, sözden anlayan ama an itibari ile “evet” diyecek olan makul insanlarla konuşun. Onları aşağılamayın, tüm “evet”çileri bir potaya koyup kamplaştırmayın. Sevgi, saygı ve anlayışla konuşun.

Anlayışlı olmamız gerek. Çünkü bu ülkede akıl almaz bir medya tahakkümü var. Doğru bilgiye ulaşamayan ama çarpıtılmış bilgiyle sistemli olarak kandırılan, iyi niyetli, ahlaklı ve temelde ülkenin refahını isteyen milyonlar var.

Diğer Partilere

Türkiye’nin demokrasiden, özgürlükçü anlayıştan gideceği başka bir yer yok. Çünkü şunu biliyoruz: tek adam rejimi ile bir ülkeyi yönetmek için artık çok geç. Ne teknolojideki gelişmelerle dünyanın geldiği yer buna izin verir ne de dünya ile entegre olmuş ekonomimiz. Ne toplumsal farklılıklarımız buna müsaade eder ne de Türkiye’nin 100 yıllık elde ettiği deneyim. 40 milyonu özgürlüğün, demokrasinin tadına varmış gençlerden oluşan, toplam 80 milyonluk bir ülkenin tek bir adamın aklıyla yönetilemeyeceği açık. Herkesin huzur içinde yaşayacağı, kimsenin kimseye üstünlük taslamayacağı yeni bir anayasa hep birlikte yazabiliriz.

CEVAP VER